Cebimde kalan son 10 lirayla olsa olsa bir cep kitabı alabilirim diye gezinirken buldum bu kitabı. Arka kapakta yazanlar üzerine kapitalizm üzerine bir biyografi kitabı olduğunu anladım. Sıkıcı gelir ama on sayfa bile okusam kardır diye düşünüp aldım kitabı ve başladım okumaya. Aradan üç gün geçmeden yaptığım ilk iş kitabın devamını almak oldu. Eğer dünya siyasetini Türkiye siyasetinden ayırmıyorsanız, Global politikanın sadece Haçlı seferi olduğunu ya da Avrupa birliğine girip turnayı gözünden vuracağımızı düşünmüyorsanız; perspektifiniz Avrupalı gibi hastanede sıra beklemiyoruz, iyi ki varsın sağlık reformu veya dünyayı dize getirdik lan Tayyip zirvede bi koydu...dan daha genişse bu kitabı seversiniz. “ Genelde kapitalizm ve globalleşme hakkında insanlarla konuştuğumda aldığım yanıtlardan derledim yukarıdaki paragrafı.” Kitaba geliyorum. Yazarı, John Perkins, kendi deyimiyle bir ekonomik tetikçi. Dünya siyasetinde, şirketokrasi adını verdiği, tüm ülkelerden, tüm dini teşkilatlardan ve tüm oligarşik topluluklardan daha baskın bir düzenin tetikçisi olduğundan detaylarla behsediyor. Tabi bir tetikçinin ne kadar kanıtı olursa o kadar kanıtı var onunda. Ancak tüm dünyada var olduğundan hemen hemen hepimizin şüphelendiği bir düzeni anlatırken, okudukça daha önce algılayamadığımız bazı parçalar oturuyor yerine. Adını hiç duymadığımız devlet başkanlarını, adını duyup tüm dünyanın düşünmesini istedikleri gibi diktatör olarak tanıdıklarımız hakkında daha farklı şeyler öğreniyoruz. Şahların devrildiğini, İran devrimini, Panamanin küçük ama cesur başkanının CİA tarafından yapıldığı medyaca da aşikar kaza süsü verimiş suikastini, Usame B. Ladin i, Saddam Hüseyin’i, Şirketokrasiye direnen Latin Amerika ülkelerini, şirketokrasiye yağmur ormanlarını kaptırmış ekvator ülkelerini ve çok daha fazlasını okuyoruz. Ülkemizdeki kalkınma projeleri adı altında yapılan yatırımlara, daha farklı gözlerle bakıyoruz. Şirketokrasinin ana politikasının ülkeleri kalkındırmak için büyük bütçeli yatırım planlamaları yaptığı, bu planları destekleyecek elektrik, yol, tesis tahmini ölçümleri ile hükümetlere geldikleri, planlamayı ve ölçümleri ücretsiz yaptıklarını görüyoruz. Aklıma bir ablamın sözü geliyor. Kapına bir satıcı yanaşmışsa ve sana kazançlı alışveriş yapmayı öneriyorsa, kapını suratına kapa hemen.. Çünkü, ağzından çıkan ilk sözü dinlemeyi kabul edersen kendini ikna edilmiş bulacaksın. Durum aynen böyle, hükümetler dinliyor,ET adı verilen ekonomik tetikçilerin yaptığı bu tahminler sonrası çıkan açıkları Et ler kendi firmalara verilecek ihalelerle kapatılmasını teklif ediyor. Bunu yaparken kitabın arkakapağında yazdığı gibi “devlet görevlileri ya satın alınıyor, ya şantaja uğruyor ya da öldürülüyor. Yapılan ihaleler, harcamalar vs sonucu hükümetleri borçlandırıyor sonuçta da ülkeler kendilerini şirketokrasinin siyasi piyonları olarak buluyor. Varsa yeraltı veya yer üstü zenginliklerinin kontrolünü de kaybediyor. Bu durumda hükümet yandaşları vatandaş, kalkınıyoruz diye uyuyor, muhalifler istedikleri gibi bağrınsın, önyargılı kalmış adları, kaale bile alınmıyorlar. Tanıdık geldi mi.. Kitap sıkıcı değil, oldukça akıcı, daha fazla araştırma yapmak isteyenler için başlangıç kitabı niteliğinde. Tavsiye ederim.
16 Kasım 2010 Salı
7 Kasım 2010 Pazar
geberiğin çilesi.
Miskin in işi başından aşkın, eski oyunlarını buldu sabah akşam onları oynama derdinde, öyle ki, büyük bir hevesle aldığı kitaplar bırakıldıkları yerde tozlanıyor..Kelebek yazdan kalan son dışarda sabahlama fırsatlarını bırakmama derdinde, gelen telefonlara atlıyor bazen, “olur on dakikaya oradayım” derken buluyorum kendimi.. Otokontrolümü ilelebet kaybetmeden önce şu oyun cd lerini kelebeğin eline tutuşturup yok etmem lazım. Miskin duysa kıyameti koparır. Kolleksiyoncular için hazırlanmış Cd ler onlar, katilsin sennn, diyebilir.Rabbim, şöyle günü 36 saat yapıversen, 12 saat de bana kalsa, dinlensem, üç beş dilekçe yazsam, herkes canı çektiğini yapsa. Napsam da yok etsem cd leri.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)