Son bir kaç haftadır bir arkadaşımla ilgili ciddi sıkıntılarım var. Kendimi her zaman asla terkedemeyen biri olarak görmüşümdür. Arkadaşlarını, sevgililerini hatta mekanları terkedemeyen insanlardandım. Evdeysem evden çıkamam bir türlü, ofisteyken ofisten çıkamam. Bu yüzden normal insanlar gibi 9-5 değil de 11-8 arası çalışırım. İlkokuldan görüştüğüm arkadaşlarım var, sevgililerimi terkedemediğimden, hep beni terk etmelerine zorlamışımdır onları vs vs. Gel gelelim, bundan iki yıl öncesinde iş ortağım ve aynı zamanda çok yakın arkadaşım olan birinden ayrılmam sadece iki haftamı aldı. Aslında bir gündü, ama artçı etkileriyle iki hafta diyelim. Kendisini kelimenin tam anlamıyla sildim, günümün en az 10 saatini birlikte geçirdiğim, sohbetinden keyif aldığım, kendisini de oldukça sevdiğim bir insanı silmem sadece bir günümü aldı. Ertesi sabah hayatımdaki yeri boşalmıştı. Milat olan bu olaydan sonra, sanırım bende kişilik değişikliği olmuş olacak ki bu sefer hiç bir yerde duramaz, hiç bir insana bağlanamaz oldum. Sürekli bir gitme halindeyim. İpin ucunu kaçırıp bir süre önce şehir değiştirmek üzereyken, arkadaş müdahalaleri sonucunda bu fikrimden vazgeçirildim. ( iş görüşmesi bile ayarlamışken! ) Ancak bu sefer ülke değiştirme üzerine yoğunlaştım, hatta gitmek istediğim ülke hakkında internet başında günler süren araştırmalara girişip, oralarda yaşayan insanlarla kontağa bile geçtim. Bütün bunları anlatıyorum, çünkü şu an farkında olduğum bu durumun o zamanlar farkında bile değildim. Ta ki 6 yıllık çok yakın arkadaşımla aramda geçen çok basit bir tartışmadan sonra yatakta uykusuz bir gecenin ardından sabaha artık kendisiyle görüşmek istemediğimi hissederek uyanana kadar. Buraya kadardı, artık onun olmadığı düşüncesi bile hayatımı kolaylaştırmıştı ve bu düşünce beni bir gram rahatsız etmiyordu. Alarm çanlarının çalmaya başladığı an o andı ! Normal insanlar bunu yapmaz değil mi? Normalde insanlar kanepesini bile değiştirken birşeyler hisseder ki insanlardan ayrılırken durum daha zor olmalı. Sanırım ciddi bir problemim var benim. Bu yüzden bütün gitme kararlarımı askıya aldım, çünkü bu ruh haliyle pek de sağlıklı kararlar veremediğim ortada. Ama kendime sormadan duramıyorum, ya birinden vazgeçmemiz sadece bir anda verdiğimizi düşündüğümüz, ancak çook uzun süreçten geçen bir kararsa. Ya beynimizin bir köşesinde sürekli beslenen ve son damlayla, bir anda bilinçyüzüne baskın veren bu karar, doğru zamanı bekliyor ve içimizde, bizden bile gizlenerek, sinsi sinsi büyüyorsa..Bu karardan rahatsızlık duymalı mıyız, ya da bu karara güvenmeli miyiz. Ayrılıklar bir anda olmuyordur belki, içinizde kırılan dökülen pek çok şeyi ardımızda bırakıp, o insanla yolumuza devam ederken ve herşeyi çözdüğümüzü düşünüyorken, aslında geride kalan her parçada, o insana duyduğumuz bağlılığı da bırakıyoruzdur. Emin değilim hala ve hala kendimi vefasız bir kaltak gibi hissediyorum. Ancak bir şeyden eminim, bu görüşmeme kararını görmezden gelmek- ki askıya alınan ilk kararım bu karar oldu - çok fazla acı veriyor. Ayrılma noktasına gelmiş çiftlerin tekrar birarada yaşamaya karar vermelerinin ne büyük bir irade ve ne büyük bir sabır gerektirdiğinin farkındayım artık.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder