Kitabın arka yüzünde “Kitabın yazarının dünyayı etkileyecek ilk 50 yazar içinde sayıldığını” okuduğumda tereddütsüz bir merakla aldım Kabuk adamı. Kitabı bir çırpıda okudum, ancak içime o kadar çok yük bıraktı ki, hazmedemediklerimi anlayabilmek için ve kitaptan daha fazla keyif alabilmek için dönüp dönüp tekrar okudum. İncecik bir kitap ama inanın binlerce sayfa gibi. Sonradan yazarı merak ettikçe öğrendim ki kitaptaki kadın kahraman bir biçimde o. Hayatının bir kesitini anlatmış sanki kitapta. Çok başarılı bir Türk fizikçinin( Aslı Erdoğan da başarılı bir bilimkadınıydı) Cern de çalışmaya başlaması ( Cern e kabul edilmişti) , fiziğin mutlak mantıklılığı, fizik adamlarının hırstan başka tüm duygularından arınmış kayıtsızları ve kahramanımızın ölüme saplantısını anlatıyor başta kitap. Tabi bir de aşk hikayesi var. Cern ekibiyle birlikte bir seminer için Karaiplere geliyor kahramanımız burada gruptan aykırı düşüyor, zira intihar denemesinden sonra pek çok şeye aykırı hissediyor kendisini, hayata bile. Karaiplerdeki yerli halkla kaynaşmaması gerektiği, hepsinin tehlikeli olduğu uyarısını bir kenara atıyor ve ilk etapta çirkinliğiyle dikkatini çeken ve deniz kabuğu satan “Kabuk adam Tony” ile yakınlaşıyor. Tony hem çirkin hem de bir katil. E bizimki de ölüme saplantılı bir sosyal çıkıntı olduğundan Tony hiç beklemediği, hatta başlangıçta büyük bir tereddürle karşıladığı ilgiyi görüyor ondan. Hatta Tony ye aşık oluyor kadın. Onun basitliğine, şeffaflığına, şevkatine..Ancak bir yandan kendisini öldürmesinden çekiniyor. Arzu ve ölüm korkusu içi içe geçtiğinde tuhaf bir biçimde bağlanıyor kabuk adama. Gerisini Aslı Erdoğan anlatsın...
“Size Kabuk Adam'ın öyküsünü anlatacağım, tropik bir adayı, cinayet ve işkencenin, şiddetin bataklığında filizlenen bir aşkı, içinde yetiştiği toprak kadar acı dolu bir aşkı anlatacağım. Çıldırtıcı gücünü sonuna dek yaşanmayan arzulardan, en gizli hayallerden alan bir tutkuyu, ölümle yaşamın sınırında kurulan mucizevi bir dostluğu ve bütün yıkımların nedeni olan korkuyu, insanın en temel özelliği olan korkusunu, alçaklığını, umutsuz yalnızlığını.. Tropiklerde, o gözden ırak adada öğrendim ki, cennetle cehennem iç içedir, ancak bir katil bir peygamber olabilir ve insan bir başkasına, aynı karabüyü ayinlerindeki gibi, dönüşebilir, çünkü insanın tam zıddı gene kendisidir.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder