Az önce Alias ın ilk bölümünü tekrar izliyordum. Danny nin Sydney e evlenme teklif ettiği sahneydi. Klasik diz çökme ve aşk ilanı sahnesi, evet, kucaklaşmalar vs. vs. O an bir kere daha düşündüm. İnsanları evlenmeye iten nasıl bir dürtüdür acaba diye. Yani bir insanla görüşüyorsun, birlikte vakit geçiriyorsun, eğlenceli şeyler yapıyorsun falan. Ama evlenmeye, yani tüm ömrünü birlikte geçirmeye karar vermek için daha fazlasını istemek nasıl bir duygu anlayamıyorum. Yerdiğimden değil yanlış anlamayın. Bence bu duyguyu yakalamak çok özel birşey olsa gerek. Hele erkek için.. Düşünün, günümüz hızlı tüketim dünyasında çorap değiştirir gibi sevgili değiştirilen bir zamanda, her şey erkeklerin ellerinin altında. Genç, güzel, aptal, zeki, sarışın, esmer, rocker, klasik bir sürü kız var ve hemen hepsi sonsuz sadakat yemini edecek erkek hayaline gözleri kapalı evet diyecekler. Bu hayali taklit eden bir erkek için elde edemeyeceği kız yok gibi. Taklit etmesine bile gerek yok, sadece takılmak istemesi bile kadınlar için bir meydan okuma. ( Kusura bakmayın kızlar, istisna yok denecek kadar az..) Daha önceki bir yazımda yakın kız arkadaşımın 7 ay boyunca bir adamla mesajlaştığını ve maceranın fos çıktığını yazmıştım. Kız arkadaşım pek de yabana atılacak biri değildir, zekidir, kültürlüdür, inanılmaz akıllıdır. Çoğu erkeğin gözünü korkutacak kadar hem de. Ama kendisine asla ( bunu dediğimi duymasın) aldığını sandığı sinyali vermeyen bu adama bağlanışını izledim yedi aylık süre zarfında. Tamam adam beş para etmezdi, bizimkinden hoşlandığına dair gönderdiği sinyaller işleri karıştırdı biraz ve adamın bunu itiraf edecek pipisi de yoktu. Geçiyoruz bu kısmı... Ama kendisinden hoşlanan bir adamla ciddi bir ilişki kurma hayaliyle adamın her türlü kahrını çekmek pek akıllıca bir davranış değil. İnsanlar birbirlerinden hoşlanır değil mi? Bu yüzden arkadaş olur, iyi dost olur ya da sevgili oluruz. Ancak bizden hoşlandığını düşündüğümüz bir arkadaş adayının yakasına yapışmayız. Arkadaşım, adam giderek mevzudan uzaklaştığında, kendisiyle birlikte olmayacağına dair çook güçlü sinyaller göndermeye başladığında, bu sinyalleri görmezden geldi, olayı bir ya kazan ya kazan savaşına döndürdü, yani mecazen yakasına yapıştı. İşte bu an, kadınların garip bir içdürtüyle akıllarını kaçırdıkları an. Bunun örneğini defalarca kez izledim. Erkekler kendilerinden kaçan kızlara saplantı duyduklarında, beyinleri hangi kimyasalı salgılıyorsa, kadınlar da onlara vaadedilen kutsal yemin için en ufak bir ışık gördüğünde aynı kimyasalı salgılamaya başlıyor. O an ne mantık, ne eğitim, ne çevre, ne de karşındaki adamın kriterleri pek farketmiyor. Kadınların suçu da değil üstelik. Bence bu durum asırlar boyunca kadınların dna larına işlenmiş bir kod. Kadınlara uygulanan bir seri işlem sonucunda dna larına kadar yerleştirdiler onlara biçilen rolleri..Bir yuva kurma, erkeğine, gözünü yuvadan dışarı çevirmesini engelleyecek her türlü özenle yaklaşma ( sıklıkla geri tepen bir taktik bu arada ), çevredeki bekar kadınlarla mücadelede güçlü taraf olması için sürekli kendini update etme, birer süper eş, süper anne, süper iş kadınına dönüşme süreci, işin içine kadınların rekabetçi yanları da eklendiğinde kontrolden çıktı bir süre sonra. Çekirdeğinde erkeğin olduğu ve onu yüceltecek süper bir kadın olduğu ütopik dünya ideasından günümüze geldik. Çekirdek ve mutlu aile düşüncesinden o kadar büyük bir hızla uzaklaşıyoruz ki. Çünkü evlilik kadınlar için bir matematiğe ( İdeal doğurganlık yaşının 30-35 arası olduğu gözetildiğinde, aman tanrım bir dakika daha boşa geçti diye bağırıyor biyolojik saat.) erkekler için sosyal bir rahatlamaya dönüştü. Çocuk, düzenli hayat vs.
Kadın bu döngüyü başlatan yuva kurma dürtüsüyle yaşamının en az bir anında aklını kaçırdı. Sadece kariyerine odaklı ve başarılı pek çok kadının hayatını bir erkek yüzünden tepetaklak ettiğini gördük. Kodun ne zaman aktif olacağı kestirilemiyor doğrusu : ) Kod demeyelim isterseniz, kestirip atalım ve adına kadın doğası ya da fıtrat diyelim. Ama ne dersek diyelim kadınlar vadedilen kutsal yemine yaklaştığını sezdiği anda öngörülemez ataklarda bulunuyor. Benimki ne zaman aktif hale gelecek bilemiyorum. Bekliyorum hala. Başa dönüyoruz. Etrafta bu kadar çok hevesli kadın varken bir erkek “sosyal ihtiyaçları haricinde” neden evlenmeyi seçer. ( BUNU HALA YAPANLAR VAR.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder